15 Mart 2009 Pazar

Aşk mı? Saplantı mı? sorusuna üzümsel bir açıklama



Aşk mı saplantı mı bize futursuzca yapılamayacakları yaptıran...

Sanırım bu ikiside aynı şeyler...

Daldaki üzümleri düşünün. leziz, sulu, parlak, diri.. bi salkım yedikten sonra sıkılıp bırakırız. Eeeeh deriz. Sıkılırız tadından, tatlıdır ama başka pek bi özelliği yoktur.

Sonra yan salkımdaki buruşmuş büzüşmüş abuk sabuk duran üzümlere çarpar gözümüz. Ve allah allah bu da neki bide buna bakayım hiç denemedim çok değişik deriz. Çünkü görünüşü ve lezzeti diğerlerinden farklıdır. Yeriz... (şarabın özüdür buzlmuş üzüm)
Yedikçe daha da çok yemeye başlarız... Yedikçe başımız döner, yedikçe rahatlarız, sarhoş oluruz... Ama bilmeyizki bize zaman içinde zarar verir karaciğerimizi eritir bağımlılık yapar, gerçekleri görmemizi engeller, kirletir bizi... İşte o zaman anlarız yan daldaki taze üzümlerin güzelliğini lezzetini kokusunu....

İşte dostlar bence budur Aşk denilen şey ya da saplantı bilemiyorum. Masamızdaki kadının hep yan masaya kaçma ihtimalidir belkide. Onu elimizde tutmak için verdiğimiz mücadeledir belkide aşk sandığımız. Bizim için iyi ve güzeli göremeksizin peşinden koştuğumuzdur.
ekşimiz ve pörsümüş üzümlerin çekiciliğidir...

1 yorum:

FEMKE dedi ki...

yazılanlara aynen katılıyorum :)
tek sorum şu : neden herkes Amerika'yı yeniden keşfetmek ister ?İrade bu kadar zayıf mıdır?